23 Ocak 2015 Cuma

GONE GIRL

etkileyici
şaşırtıcı
hayranlık verici
ben niye böyle bir kitap yazmadım dedirtecek kadar 
öz güven parçalayıcı.
rosamund pike hangi dünyadan gelmiştir
diyecek kadar cahil kalmış hissetmek...
DEFALARCA SEYREDİLMELİ.
kadınları üzmenin bedelini erkekler nasıl ödüyor,
nasıl ödetiliyor ibretle izlenmeli.



25 Kasım 2014 Salı

INTERSTELLAR

 


Küçük bir çocukken en sevdiğim ev gezmesindeki kitap, uzay ve ay'ın fotoğraflarının yer aldığı resimli bir dergiydi. Uzun uzun resimlerine bakar ne olduğunu anlamaya çalışırdım.
Neden bunu anlattım, film de böyle bir olay geçmekte. Anılarım tazelendi.

Interstellar, son zamanlar da seyrettiğim en iyi bilim kurgu film.
Belki birden fazla seyredeceğim bir film olacak.
Baba ve kızı arasında geçen diyaloglar çok iyi.
kurgu ve senaryo gerçekçi.
çekimler olağanüstü.


babanın kızından gelen gelen mesajı seyretme sahnesi,
duygusuz bir insanı bile ağlatmaya yetiyor.

Bir gezegen de geçirdiğin 1 saat dünya zaman dilimiyle 7 yıla bedel!
3 saat kal o gezegende, 21 yıl dünyadakiler senden önce yaşlanıyor!
bana çok ilginç geldi. 

ben demedim ekşi demiş;
seyredeceğiniz şey, çocuğuna verdiği sözü tutmaya çalışırken bir yandan da dünyada yaşayan insanları kurtarmaya çalışan babayı seyredeceksiniz.

bu film evinizin bir köşesinde arşiv olarak dursun.

mutlaka seyredin


22 Kasım 2014 Cumartesi

FURY



saving private ryan'dan sonra seyrettiğim en düzgün savaş filmi.
Brad Pitt'i neden sevdiğimi daha iyi anlıyorum.
Gösterişten uzak doğal olması beni kendine çekiyor.
Bir Alman kadının dairesinde geçen diyaloglar, savaş sırasında da centilmenliği bırakılmaması
gerektiğini hatırlatıyor.
Savaş sahneleri harika.
İnsan savaşın acımasızlığını ve saçmalığını bir kere daha iyi anlıyor.
Amerikalılar her savaş filminde Almanları yerden yere vuruyorlar da
ben bu Almanlar kadar geniş mezhepli bir millet daha tanımadım.

bu film
kaçmaz.
seyredin.




2 Ağustos 2012 Perşembe

outpost 2


dandiktir diye başladığım ama filmin sonunda heyecandan ayakta bitirdiğim, bir film.
İlki, anlatılanlara göre daha iyiymiş.
İkincisi beni böyle heyecanlandırıyorsa, ilk filmi düşünemiyorum!
çekimler dijital.
oyuncular, aşırılıktan uzak.
ingiliz filmi.
korkmak isteyenlere, bire bir.
hele bir alman nazi kadın subayı var ki,
hansel ve gretel'deki cadı, gibi...

bu film
seyredilmeli

28 Temmuz 2012 Cumartesi

aşk tesadüfleri sever


tesadüf mü? yoksa bir Ankara şişirmesi mi?
filmi seyretmeden önce Beyaz Show, filmi gözümüze sokmuştu.
Merak ettim, Ankara Ankara olalı böyle bir eziyet görmüş müdür diye?
Kuğulu Park etrafında dönen bir film.
Başka bir meşhur mekanı yok ki garibim, Ankara'nın!
Halbuki benim için Ankara, Yenimahalle demek.
Keçiören bile değil.

Mıy mıy bir oğlan.
Ne istediğini bilemeyen bir kız.

vakit kaybı.
seyretmeyin.

20 Temmuz 2012 Cuma

setup


50 cent bu filme para koymuş ve gruptan Curtis'i de oynatmış.
Bir de Bruce abimizi de eklemişler al sana Var mısın Yok musun ekibi.
Bir Adriana Lima eksik.
Akıllı kız, o gitmemiş ama onun fake'ni koyup oynatmışlar.
Bir ara Acun'u da görür gibi oldum ama...

sakın, sakın
bu filmi kesinlikle
izlemeyin

16 Temmuz 2012 Pazartesi

bir ses böler geceyi

 

Ahmet Ümit'in aynı adlı eserinden, sinemaya uyarlanmış, mistik bir film.
Bazı uyarlamalar, başarılıdır.
Ama bu uyarlama olmamış.
Ağır bir havada geçiyor.
Zaman zaman geri dönüşlerle 1970'lerin ve 1980'lerin havasını teneffüs etmek bile filmi, kurtaramıyor.
Emeğe saygı diyorum ama izleyiciyi sıkmak, üzücü.
Tokat Zile taraflarındaki bir köy de Alevilik üzerine daha farklı beklentilerim oluşmuştu,
filmin sonuna kadar gittim.
tam bir hüsran oluştu.

Zamanınıza yazık,
seyretmeyin

12 Temmuz 2012 Perşembe

celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi


absürd film sever misiniz?
alın size Trt de fenomen olmuş, Leyla ve Mecnun'un yaratıcısı Onur Ünlü'den bir film.
Benim fikrimi soracak olursanız;
ben absürd filmin yanından bile geçmem ve o diziyi de seyretmem.
ama seviyorsanız,
saygı duyarım.

Ben bu filmi sevmedim,
izlemeyin

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Bu son olsun


Komedi demesine bakmayın.
bir dram.
12 eylül hapishanelerinde çürüyen insanları anlatıyor.
Belki ben çok pesimist yaklaşıyorum ama gerçek bu.
Yaşayanlar bilir o devir insanlarını, gidenlerin, götürülenlerin gelmediği
zamanlar.
Gelenlerin ise eksik geldiği
zamanlar.
Filmin ismi
Cem Karaca'nın unutulmaz şarkısı
bu son olsun'dan esinlenmiş.
Dinleyin bu güzelliği;


bu film
izlenmeli

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Yangın Var



bir yol filmi.
Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi'nin Trabzon'un Çayırbağı Belediye'sine hibe ettiği İtfaiye aracını bilmediği yöreye giden Gürcü asıllı bir Karadenizli'nin Kürt kızı Asya ile birlikte bir yolculuğu..
Önyargılara tutsak olmuş iki insanın birbirini ve memleketini öğrenme yolculuğu.
Oyuncu kadrosu çok güçlü.
Senaryo ve memleketimin doğal güzelliği de çok güzel olunca
harika bir film çıkmış ortaya.
Son yıllar da seyrettiğim en güzel Türk filmi. 
Selvi Boylum Al Yazmalım benim en sevdiğim Türk filmidir.
Bu filmde ona göndermeler de var.
Memleketimin insanlarına arada sırada kızsam da,
ben memleketimin insan manzaralarını seviyorum.
İnsanlarımızı ortak bir noktada buluşturan bir başka güzellik filmde sürpriz etkisi yaptı bana.
Ahmet Kaya, mesela. 
Ortak bir dildir müzik.
Milliyetçilik kavramını yerle bir eder, müzik.
Aşağıdaki klip, filmin en güzel olayı bence.
Anlamasak ta, bizi birbirimize bağlıyor.


Bu film tekrar tekrar seyredilir.
Bu film kesin
İzlenmeli.

29 Haziran 2012 Cuma

Başka Dilde Aşk


Mesaj veren filmlerden nefret eden ben,
bu filmi çok sevdim.
Aşk filmlerini özleyen ben, bu film ile özlemimi biraz dindirdim.
Mert Fırat müthiş bir oyunculuk sergiliyor.
Saadet Işıl Aksoy, özgür kız modunda sırıtmıyor.
Hiç sıkılmadan, sağır dilsiz bir adam ile geveze bir kızın aşkını
 seyredeceksiniz.
Bu filmi seyredin, beğenmezseniz Demet Akalın gibi gelin filmin parasını size ben vereceğim.

bu filmi mutlaka
izleyin

28 Haziran 2012 Perşembe

Kurtuluş son durak


Kurtuluş nedir biliyor musunuz?
bu filmi seyretmemek.

5 buçuk kadın (evin kızını kadından saymıyorum), her türlü şiddete karşılar ama habire adam öldürüyorlar.
Mesaj veren filmlere karşı olan ben, bu filmden midem bulanarak kalktım.

fransız yönetmen françois ozon'un 8 femmes den ilham alınarak yapılmış bir film.
8 femmes(8 kadın) konusuyla da ölüm haricinde bir alakası da yok.

Pirhasanlar'dan daha yaratıcı bir film beklerdim. 

karnınızın ağrımasını istemiyorsanız
bu filmi 
izlemeyin

27 Haziran 2012 Çarşamba

Man On A Ledge


ilk başladığında, filmi seyretmeme kararı almıştım.
Ed Harris'i sevdiğimden bari o çıksın da ondan sonra kapatayım filmi dedim.
İyi ki filmin sonuna kadar gittim.
Çok beğendim.
Değişik bir kurgu ve senaryo.
Biz de bu olay gerçekleşse, adamın kıçına bir tekme de biz vururuz.
Konuyu kısaca anlatayım;
eski bir polisin hapisten kaçması ve kendini aklama çabaları.

süper bir film izledim.
bu film
izlenmeli.

26 Haziran 2012 Salı

misafir


Fransa'dan askerlik işleri için dönüş yapmış, bir küskün adamın hikayesi.
Ben açıkçası, adamın psikolojisini hiç anlamadım.
Seyredip te   anlayan var ise, lütfen gelip bana anlatsın.
Sadece Halit Ergenç oynuyor.
Evsahibi Lale Mansur, Cihangir'de doğmuş ve büyümüş
sonradan Kütahya'ya taşınmış kadın havalarında.
Bir kere Anadolu'da film çekeceksen şive önemli.
Fransızlar, bu filmi çekseydi
çok güzel bir erotik film olabilirdi.
ama
biz kasmışız, sanki biraz.

sakın bu filmi
izlemeyin.

21 Haziran 2012 Perşembe

bir zamanlar Anadolu'da

  

keşke sinema sanatına dair teknik anlamda gerçek bir birikim, bilgi ve tecrübeye sahip olsaydım da şatafatlı cümleler eşliğinde diğer yazarların yazmadığı, yakalamadığı detaylardan bahsederek kendisini yüceltebilseydim / övebilseydim diye iç geçirdiğim muazzam çalışma. ışığından, görüntü yönetmenliğine, kurgusundan oyunculuğuna her şeyiyle beklentilerimi tam olarak karşılamayı başarmış, kanımca nbc filmografisinin en başarılı, en olgun ve teknik anlamda uç noktadaki filmidir. neredeyse seveni kadar sevmeyeni olmasını da doğal karşılıyorum aslında. günümüz izleyici profilinin sinemadan beklentileri öyle somut ve elle tutulur noktadaki anlam veremediği, anlamadığı her şeyden, her görüntüden sıkılması gayet normal bir durum. nbc'ın da pek somut işlerin yönetmeni olmadığı gayet açık. izlediğin hikaye, film neredeyse tümüyle izleyicinin algısı, anlayışı etrafında şekilleniyor. 

fazla uzatmadan, sinemayla mesafeli değil bilhakis laubali ilişkiler içerisinde olan her bünyenin bir tadına bakması gereken 2011 tarihli nuri bilge ceylan filmidir.(itü sözlük)

yukarıdaki açıklama beni susturuyor.
cep telefonunda Love story cıngılı çalan bir komiser, gece de 5 defa su döken prostat kanserine aday bir savcı, eşinden ayrılmış bir doktor.
Ülkemin çirkin yüzünü göstermemeye çalışılmış, insan olgusu üzerine kurulmuş  ve İç Anadolu'nun sessiz ve ürkütücü bozkırı...
ve 
Anton Çehov'dan alıntılar...

gerçek sinemaseverler şişşşt,
sizlere sesleniyorum!
bu film, 
mutlaka seyredin

19 Haziran 2012 Salı

prometheus


gizli bir şekilde çekimleri sürmüş ve filmin ilk gösterimine kadar filmin senaryosu hakkında dışarı bir fısıltı dahi çıkmayan bir yapıt.
The Hobbit'den sonra 2012 yılında beklediğim bir filmdi.
En sevdiğim yönetmen Stanley Kubrick'ten sonra gelir; Ridley Scott.
Daldan dala atlıyorum, biliyorum ama sinemaya gittiğim zaman da böyle heyecanlıydım.
Prometheus, mitolojide insanı yaratandır.
Ona bazı beceriler vermiştir.
Filmin ana teması bizi yaratanı bulmak için,
yapılan bir uzay yolculuğunun sonunda dünyaya benzer bir gezegene inmekle başlar. 
Din olgusunu bir kenara bırakalım, evrim teorisini de..
 bilinmeze yapılan bir yolculuk..


cast seçimleri müthiş. 
Bloğumda tanıtımını yaptığım Shame filminin başrol oyuncusu  Michael Fassbender  bana göre başrolde.
Charlize Theron, tam isabet.
Filmi neden üç boyut çekmişler anlamadım.
Heyecanım, filmin sonuna kadar devam etti.
Siz bakmayın sağda solda bu film ile ilgili yazılanları.
Eğer benim gibi bilim kurgu sevenseniz.
Bizi yaratanın kim olduğunu merak ediyorsanız.
seyredin.
küçük bir not, bu filmin devamı gelecektir.
Bir de bizi yaratanlar neden bizden ....
spoiler yok. söylemem.

Bu filmi kaçırmayın
mutlaka seyredin.

18 Haziran 2012 Pazartesi

perfect sense

 

filmi yansıtan tek afiş bu. 
diğer afişlere bakıp;
aaa bu aşk filmi
diye atlamamanız için.
İnsaoğlu'nun kademe kademe duyularını yitirmesine tanık oluyoruz.
İlk önce koku alma, sonra tat alma ve sırasıyla hepsi.
Filmi izlerken 28 days later zaman zaman aklıma gelse de, perfect sense değişik bir boyuta,
insacıl olarak bize duyularımız olmasa ne oluruz sorusuna yöneltiyor.
Filmi seyrettikten sonra bizim filmlerden anlamayan otoriteleri bir okuyayım dedim.
yanılmamışım.
hala filmlerden anlamayan otoriteler piyasada mevcut.

bir ingiliz filmi.
BBC yapımı.

Bu filmi 
mutlaka seyredin..

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Le Gamin au Velo


Bu sabah işe giderken, beni oğlum yolcu etti.
Fransızlar gibi öpüştük. Sağ yanak, sol yanak ve sonra gıgı.
Ben öpmedim, o bu şekilde öptü beni.
Evden çıkarken verdiği enerji, olağanüstüydü.
Uykusuz ve hastalıklarla geçen bir hafta sonunun ardından,
paha biçilemez bir hediye idi.

Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filmiyle Cannes film festivalinin en büyük ödülünü birlikte paylaştığı, film bu.
Yetimhane'ye babası tarafından bırakılan bir çocuğun babasına ve bisikletine ulaşma çabaları.


Babasıyla geçirdiği sınırlı zamanları, veya bizdeki anlamı değerli zamanları, kendi çocuksu çabalarıyla yoktan var etme, uğraşları.
Babasının onu umursamaz bir şekilde hayatından atma çabalarını görmeden, bilmeden, duymadan sanki üç maymunu oynarmışcasına,  3. kişiler tarafından uzatılan elleri, itercesine babasının yanında kalma savaşı.
Bir de kuaför salonu işleten bir kadının, sağlık ocağında filmin kahramanı olan çocuktan etkilenme sahnesi ve devamı...
Seyretmekte fayda var
ama
Cannes film festivalinde verilen
büyük ödül biraz bana fazla gibi geldi.

Vaktiniz var ise
seyredebilirsiniz....

17 Mayıs 2012 Perşembe

nar


İstanbul'un gecekondu semtlerinde,
soğuk ve gri bir havada
bir kadın....

farklı kültürler de buluşmuş 4 ayrı insan.
herkesin kendine özgü bir hikayesi.
beklentileri, hayalleri bile farklı.

zaman zaman gerildim,
tüylerimi diken eden sahneler.

başarılı bir oyunculuk örnekleri, göreceksiniz bu filmde.
Erdem Akakçe'ye dikkat.
Çok başarılı.


filmin sonunda dökülen  yazılar esnasında çalan  şu şarkıya
dikkat;
Nar taneleri.
Jehan Barbur'un Depeche Mode tarzındaki
müziği, etkileyici...

yerli malı, yurdun malı
seyretmeli herkes bu nar'ı..

16 Mayıs 2012 Çarşamba

martha marcy may marlene


sessiz bir ortam, her insanın özlemini duyduğu bir çiftlik evi.
Seslerin, hareketlerle uyumu.
kadınların mutfakta, erkeklerin yemeğini yemelerini seyretmeleri,
onlardan sonra yemeğe oturulması.
uyumlu gözüken bir tablo
Sabaha karşı, Martha'nın çiftlik evinden kaçışı.
Ablasını araması ve onun yanına sığınması.
huzursuzluk
zaman zaman flashback yaşaması.
takip ediliyor korkusu.
huzurlu gözüken  çiftlik evinin,
arka plan da yaşanmışlıkları.

değişik bir film.

O kadar saçma sapan filmler seyrediyoruz ki.
bu film, onların yanında
eli yüzü düzgün duruyor.

bu filmi seyrederken, tv'den
çocukları uzak tutunuz...