7 Aralık 2011 Çarşamba

patrondan kurtulma sanatı

sinema da, kısır bir döngü içine girdiğiniz zaman, eskiye dönüşler başlar.
bayat senaryo yetersizliği oyuncunun performansına bağlı kalır, filmi kurtarmak.
çok örneklerini gördük, eski tiplemeleri günümüze uyarlamak.
başarılı olanlar da var.
Mel Gibson ve Danny Glover çektiği Cehennem Silahı,
Nick Nolte ve Eddie Murphy ile 48 saat,
 tony curtis ve jack lemmon serileri gibi..


yukarıdaki patrondan kurtulma sanatı'nda oynayan oyuncuları, yönetmen  marx kardeşlere
benzetmeye çalışmış.
Gereksiz bel altı espirileri, gülemediğim replikler,
abartılı hareketler, bir tek kahkaha efekti eksikti filmde.
Jennifer Aniston ve Olağan Şüpheliler de kendisine hayran kaldığım
Kevin Spacey ve filmde tanımakta güçlük çektiğim Colin Farrell'i
yönetmen çok güzel harcamış.

sakın seyretmeyin.


franco ve ciccio, bizdeki isimleri yavru ile katip tiplemeleri
özlüyorum.
yaşlandım mı ben ne?

3 Aralık 2011 Cumartesi

the tree of life



2011 yılının en iyi filmini seyrettim. 
sinemadan anlayanların, filmin yarattığı etkiden kurtulması zor.
yeni yılın son aylarında, sinema artık terrence malick,
sayesinde bundan sonra başka bir boyutta olacak.
sinemadan anlamayanlar için
bu film sıkıcı gelebilir.
bilgisayarınızın masa üstünü süsleyecek 
çok güzel görüntüler
bu filmde mevcut olup
sıkılıp izlemeyenler,
bu temaları alıp uygulayabilirler...

28 Kasım 2011 Pazartesi

FLIPPED


Çocuk kitapları yazarı, Wendelin van Draanen'in aynı isimli romanından sinemaya uyarılmış, orjinali Flipped, bizde ki ismi İlk Aşk.

1953 yılında Amerikan kasabasında geçen sıcak bir film.
Biz erkeklerin, üstümüze gelen bir kızdan ürkmemizden dolayı, kıza karşı olumsuz takıntılar, filmde çok iyi işlenmiş. Aşk ilişkisinde devamlı yapıcı ve kendinden bir şeyler vermeye çalışan kız karekterin, belli bir zaman sonra bıkması ve bu sefer erkeğin, kızın peşinde koşturma çabaları çok iyi kotarılmış.
Aynı sahneyi hem kız gözünde, hem de erkek gözünde görme sanatı, biz erkekleri çok aptal bir duruma sokuyor.
2010 yılı bu yapım, seyredilmeli.

25 Kasım 2011 Cuma

PRECIOUS


bu anlatımım oldukça spoiler içermektedir.

16 yaşında Harlem'de oturan bir kız.
ilk çocuğu down sendromlu.
13 yaşında babasından çocuk sahibi oluyor.
16 yaşında 
babasından tekrar hamile kalıyor.
annesi olanın bitenin farkında.
kocasını şikayet edeceğine
psikolojik baskıyı
ve şiddeti kızına uyguluyor.

16 yaşında lisede okuyan hayatında ilk defa bir filmde oynayan değerli,
okuma yazma da bilmiyor.

bunları yazdım.
çünkü konuyu bilmekle ahh ama bu film anlatılır mı
demeyin.
filmi seyretmekte fayda var.


mariah carey, hiç olmadık bir şekilde başarılı.
jim hendrix'ten sonra gelmiş en iyi
siyahi şarkıcı
lenny kravitz erkek hemşire rolünde
rolünün hakkını veriyor.
bunlar sırf bizde de olmuyormuş.
midesi kaldırmayan
lütfen seyretmesin...

18 Kasım 2011 Cuma

Yağmurdan Önce


İlk çıktığı yıl olan 1994 senesinde, seyretmiştim.
İlk defa seyreder gibi bir daha seyrettim.
Faşizm denen cehaletin, insanların nasıl da kaderlerini değiştirdiğini bizim suratlarımıza çarpıyor.
Savaş karşıtı bu film, üç değişik konudan oluşmasına rağmen verdiği mesaj aynı.
Modern Avrupa sinemasını başlangıcı sayılan bu filmi seyredin.
Arşivinizde olmalı.
Savaş çığlıkları atanların kafalarına bu filmle vurun.
Belki kendilerine gelirler...

1 Kasım 2011 Salı

my name is Khan


esasında filmin ismi; ben bir müslümanım...
ama ben bir terörist değilim..
spoiler yazmak durumundayım.
film havaalanı kontrollerinde başlıyor.
hani 11 eylül saldırılarından sonra,
havaalanlarında donuna kadar arandığı zamanlar.
tenin esmerse, yandın.
bir otistiksen ve karşındaki cahil Amerikalı bunu anlamıyorsa,
yandın.
Bu bir Hint filmi.
İlk hint filmlerimi babamla birlikte, Elhamra sinemasında tanışmıştım.
Sonra Avare filmine Çınar sinemasında renklendirilmiş şekliyle seyretmiştim.
en son ise
slumdog millionaire nefessiz seyretmiştim.
my name is Khan, etkileyici.
filmin başrolünde oynayan Shahrukh Khan, beni açıkça etkiledi. tam bir otizm hastası gibi rol yapıyor.
Filmde tek batan,
Khan'ın eşi rolündeki Kajol.
yapmacık rolleriyle, tam bir bollywood aktrisi.
bu film seyredilmeli.
iki tür insan vardır.
bir iyi insan, bir kötü insan.

31 Ekim 2011 Pazartesi

hafta sonu animasyonları



Özel olarak sakladığım bu filmleri oğlumla paylaşma ihtiyacı hissettim.
a christmas carol, içinde bolca hayalet geçmesine rağmen, Oğlumun favori yaratıkları olmasına rağmen,
gönlüm razı gelmedi seyrettiremedim.
Çizgileri de Charles Dickens zamanlarına özgü karanlık bir tonda sinemaseverlerin beğenisine sunulmuş.
ben açıkçası sevmedim.



Mary and Max seyrettiğim animasyon filmlerinde içinde en çok mutlu olduğum film.
Tabiki yaş sınırı var.
Oğlum veya kızım ne zaman +18 olacaklar, o zaman bu filmi önlerine sunup keyifle seyretmelerini izleyeceğim.
Hollanda'da postahaneler kalkmış.
Bu filme esin kaynağı olmuş mektup arkadaşlığını sanırım,
Hollandalılar artık teknolojik mektup boyutunda
yorumlanacaktır.
Eksiklik bu bence.


İgor...
çok şey söylemek isterdim, bu filmle ilgili.
çocuklar bu filmi izlemek istediğinde karşılaşacağım sorulara cevap vermek beni sıkıntıya düşüreceğinden, bu filmi onlara göstermekten vaz geçtim.
her animasyon, çocuklarla ilgili değildir, tezi kanımca bende güçlenmeye başladı.


kızım çok sevdi, ben bayıldım.
oğlum sıkıldı!
tavsiye ediyorum.
oğlumun can sıkıntısı geçince onunla kucak kucağa,
tekrar seyredeceğim.
seslendirme çok güzel olmuş.
çizgiler harika.
konu mükemmel.
araya sıkıitırılmış aşk sa kızımın kıkırdamalarına neden oldu?