5 Ocak 2012 Perşembe

the beaver


Baba olmanın dayanılmaz zorlukları, filmde çok iyi işlenmiş.
Filmin aynı zamanda yönetmeni olan Jodie Foster ile Mel Gibson'un sinemada ikinci buluşmaları.
Baba yıkılırsa, aile çatısı da yıkılmış gibi gösterilmiş filmde.
Cehennem Silahı serisinde Mel'de gördüğümüz hafif delilik, bu filmde de mevcut.
Oyuncular iyi.
Jodie Foster her zaman çok iyi.
Babalar mutlaka seyretmeli.

2 Ocak 2012 Pazartesi

SUBMARINE


The Catcher in the Rye, severim. Birden fazla okumuşluğumu kendime sorduğum da, cevap veremem. Salinger'in biyolojik uzun hayatında kısa süren edebiyat yaşamına inat mıdır, benim bu kitabı okumama etken, bilemiyorum.
Kitaptaki   ergen çocuk, Holden  Caulfield'in beğendiği kız arkadaşı Sally Hayes'i sevmesine ve beğenmesine rağmen onu yanından uzaklaştırmasına en büyük etken, farklılıktır. 



The man who fell to earth filminde David Bowie su bulmak için başka bir gezegenden gelen biri.
İnsanların içine girince  sessizleşip, olayları kendi iç bünyesinde tartıp ölçmeye karar veriyor.
Çocukluğumun aklımda kalan ender filmlerinden biri.

Galli yazar Joe Dunthorne aynı isimli romanını Submarine'ni sinemaya aktarılmış.
Yine bir çocuk kahraman. Holden gibi içine kapanık, sessiz. İlgi duyduğu kız arkadaşı Jordana. Kendi ailesi ve kız arkadaşının sorunlarıyla boğuşmasını anlatan temiz bir film.

The man who fell to earth filmiyle benzerlikler dolu.
İnsanların vahşileşip, insanların gurur duyduklarıyla alay etmesi.
The Beatles müziklerini filmde sound olarak yaşatılması.
Oliver Tate'nin babası rolünü oynayan Noah Taylor'un gösterişsiz
ama Woody Allen'in ilk filmlerine çağrışım yapan mükemmel oyun gücü.

Bu film seyredilmeli.

25 Aralık 2011 Pazar

Hanna


Cate Blanchett için seyrettim bu filmi.
Yüzüklerin Efendisi Üçlemesindeki, elf kraliçesi Galadriel rolünde kısacık bir rolde, gönülleri
fethetmişti.

Hanna filminde giriş temposu ne yazık ki filmi sonuna kadar götüremiyor.
Finlandiya buzullarındaki o muhteşem görsel zenginlik,
Almanya'nın köhne ve soğuk sokaklarında filmi öldürüyor.

Cate Blanchett için bu film seyredilir.

23 Aralık 2011 Cuma

RED STATE


bir filmde, peder 30 dakika vaaz veriyorsa o filmden kaçılır.
Ama ben ne yaptım?
Adamın vaazını dinlemekle yetinmeyip
bir de filmin sonuna kadar bekledim.
İyi niyetliyim ben!
John Goodman var bu filmde,
iyi adamdır.
Severim, dedim.
Keşke demez olaydım.
Zamanınıza yazık.
Ben ettim, siz etmeyin!

Sakın ama sakın bu filmi seyretmeyin,
Kaçın.

20 Aralık 2011 Salı

TRUE GRIT


biz de Taylan biraderler
onlarda coen kardeşler...
Coen kardeşler beni hiç üzmedi...
Eskiden trt kanalında pazar sabahı kahvaltımızı
kovboy filmlerini izleyerek güne başlardık.
O tat da bir film yapmışlar.

Jef Bridges, big Lebowski, filmindeki  rolünün aynısını bu filmde üstlenmiş.
yapımcı steven spielberg ve coen kardeşler...

mutlaka seyredin

18 Aralık 2011 Pazar

şirinler


çocuklarımla beraber seyrettik. 
Amerikalılar bu işi biliyor. Belçikalılar bu işi bilmiyor. 
Çok sevdim
. Hele  ergenlikte aldığım ilk ve son rap kasedi rundmc ile aerosmith'in düetleri filmde karşılaşınca bana çok hoş bir sürpriz oldu.

mutlaka seyredilmeli


15 Aralık 2011 Perşembe

3


sanatın her türlüsünü severim.
eleştirmem, bazıları gibi tükürmem.
Alman filmi diye ayırmam.
+18 ise çocuklar olmadan seyrederim.
ama 
bu filmi 
benim gibi
hetero'lar lütfen seyretmesin.