19 Haziran 2012 Salı

prometheus


gizli bir şekilde çekimleri sürmüş ve filmin ilk gösterimine kadar filmin senaryosu hakkında dışarı bir fısıltı dahi çıkmayan bir yapıt.
The Hobbit'den sonra 2012 yılında beklediğim bir filmdi.
En sevdiğim yönetmen Stanley Kubrick'ten sonra gelir; Ridley Scott.
Daldan dala atlıyorum, biliyorum ama sinemaya gittiğim zaman da böyle heyecanlıydım.
Prometheus, mitolojide insanı yaratandır.
Ona bazı beceriler vermiştir.
Filmin ana teması bizi yaratanı bulmak için,
yapılan bir uzay yolculuğunun sonunda dünyaya benzer bir gezegene inmekle başlar. 
Din olgusunu bir kenara bırakalım, evrim teorisini de..
 bilinmeze yapılan bir yolculuk..


cast seçimleri müthiş. 
Bloğumda tanıtımını yaptığım Shame filminin başrol oyuncusu  Michael Fassbender  bana göre başrolde.
Charlize Theron, tam isabet.
Filmi neden üç boyut çekmişler anlamadım.
Heyecanım, filmin sonuna kadar devam etti.
Siz bakmayın sağda solda bu film ile ilgili yazılanları.
Eğer benim gibi bilim kurgu sevenseniz.
Bizi yaratanın kim olduğunu merak ediyorsanız.
seyredin.
küçük bir not, bu filmin devamı gelecektir.
Bir de bizi yaratanlar neden bizden ....
spoiler yok. söylemem.

Bu filmi kaçırmayın
mutlaka seyredin.

18 Haziran 2012 Pazartesi

perfect sense

 

filmi yansıtan tek afiş bu. 
diğer afişlere bakıp;
aaa bu aşk filmi
diye atlamamanız için.
İnsaoğlu'nun kademe kademe duyularını yitirmesine tanık oluyoruz.
İlk önce koku alma, sonra tat alma ve sırasıyla hepsi.
Filmi izlerken 28 days later zaman zaman aklıma gelse de, perfect sense değişik bir boyuta,
insacıl olarak bize duyularımız olmasa ne oluruz sorusuna yöneltiyor.
Filmi seyrettikten sonra bizim filmlerden anlamayan otoriteleri bir okuyayım dedim.
yanılmamışım.
hala filmlerden anlamayan otoriteler piyasada mevcut.

bir ingiliz filmi.
BBC yapımı.

Bu filmi 
mutlaka seyredin..

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Le Gamin au Velo


Bu sabah işe giderken, beni oğlum yolcu etti.
Fransızlar gibi öpüştük. Sağ yanak, sol yanak ve sonra gıgı.
Ben öpmedim, o bu şekilde öptü beni.
Evden çıkarken verdiği enerji, olağanüstüydü.
Uykusuz ve hastalıklarla geçen bir hafta sonunun ardından,
paha biçilemez bir hediye idi.

Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filmiyle Cannes film festivalinin en büyük ödülünü birlikte paylaştığı, film bu.
Yetimhane'ye babası tarafından bırakılan bir çocuğun babasına ve bisikletine ulaşma çabaları.


Babasıyla geçirdiği sınırlı zamanları, veya bizdeki anlamı değerli zamanları, kendi çocuksu çabalarıyla yoktan var etme, uğraşları.
Babasının onu umursamaz bir şekilde hayatından atma çabalarını görmeden, bilmeden, duymadan sanki üç maymunu oynarmışcasına,  3. kişiler tarafından uzatılan elleri, itercesine babasının yanında kalma savaşı.
Bir de kuaför salonu işleten bir kadının, sağlık ocağında filmin kahramanı olan çocuktan etkilenme sahnesi ve devamı...
Seyretmekte fayda var
ama
Cannes film festivalinde verilen
büyük ödül biraz bana fazla gibi geldi.

Vaktiniz var ise
seyredebilirsiniz....

17 Mayıs 2012 Perşembe

nar


İstanbul'un gecekondu semtlerinde,
soğuk ve gri bir havada
bir kadın....

farklı kültürler de buluşmuş 4 ayrı insan.
herkesin kendine özgü bir hikayesi.
beklentileri, hayalleri bile farklı.

zaman zaman gerildim,
tüylerimi diken eden sahneler.

başarılı bir oyunculuk örnekleri, göreceksiniz bu filmde.
Erdem Akakçe'ye dikkat.
Çok başarılı.


filmin sonunda dökülen  yazılar esnasında çalan  şu şarkıya
dikkat;
Nar taneleri.
Jehan Barbur'un Depeche Mode tarzındaki
müziği, etkileyici...

yerli malı, yurdun malı
seyretmeli herkes bu nar'ı..

16 Mayıs 2012 Çarşamba

martha marcy may marlene


sessiz bir ortam, her insanın özlemini duyduğu bir çiftlik evi.
Seslerin, hareketlerle uyumu.
kadınların mutfakta, erkeklerin yemeğini yemelerini seyretmeleri,
onlardan sonra yemeğe oturulması.
uyumlu gözüken bir tablo
Sabaha karşı, Martha'nın çiftlik evinden kaçışı.
Ablasını araması ve onun yanına sığınması.
huzursuzluk
zaman zaman flashback yaşaması.
takip ediliyor korkusu.
huzurlu gözüken  çiftlik evinin,
arka plan da yaşanmışlıkları.

değişik bir film.

O kadar saçma sapan filmler seyrediyoruz ki.
bu film, onların yanında
eli yüzü düzgün duruyor.

bu filmi seyrederken, tv'den
çocukları uzak tutunuz...

4 Mayıs 2012 Cuma

Hollanda filmleri


Yıllar önce seyretmiştim.
En iyi yabancı film oscar'ını 1998 yılında kazanmıştı.
1920'lerin Hollanda'sın da sert bir yargıç ve yeni yetme bir avukatn arasında geçen, psikolojisi yüksek, mükemmel bir film.
Gayrimeşru çocuğunu ezmeye çalışan yargıç bir baba ve babası olduğunu sonradan öğrendiği genç avukat arasında mücadele.
ve bu savaşın ortasında kalmış bir anne.

Bu filmi eğer seyretmediyseniz,
kaçırmamanız gerekir.


1995 yılı yapımı ve en iyi yabancı film Oscar'ı nı almış bir Hollanda filmi.
Feminist hareketleri çağrıştıran, anaç bir aile de, çevresinde sevdikleriyle son günlerini geçirmeye çalışan bir kadının son zamanları.
Film de en dikkat çekici bölüm,
kızının beğendiği bir erkekten çocuk sahibi olma isteği ve annesinin bunun için çabası.
Tanımadığı bir adamdan çocuk sahibi olmak için ilişkiden sonra
yaptığı hareket.
o zaman bana tuhaf gelmişti.
Ama şimdi hak veriyorum.
öyle oluyormuş meğerse.

bu filmi de
mutlaka seyredin

Şimdi hypo, bunları neden tekrar önünüze getirdi

Eğer seyretmediyseniz bu filmleri küçük bir bilgi;
Akbank Sanat, Türkiye-Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400. yılı etkinlikleri kapsamında Eye Film Institute işbirliği ile mayıs ayı boyunca Oscar ödüllü veya Oscar  adaylığına layık görülmüş Hollanda sinemasından örnekleri izleyici ile buluşturacak. (cnntürk)

küçük bir not daha;
filmler beleş...

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Dedemin İnsanları


geç kalmışım.
Geç bir saatte, kızım ve eşimle seyrettik.
Kızım devamlı ağladı.
Babaannemin insanları olarak seyrettim.
Mehmet bey'in Girit'ten ayrılışı, babaannemin Rauka'dan ayrılış yaşıyla aynı.
Torun Ozan'ın yaşı o devirdeki benimle aynı.
Rauka'dan Adapazarı'na geliş, tütüncü olan babaannemin ailesinin Adapazarı'ndan, bir kısım kardeşlerin
Samsun'a göçü.
Bizimkilerin Akhisar'a gelişi.
Bir sülalenin parçalanışı.
İki milyon kişinin ana karaya taşınması.
Sıralama yap deseler, Çağan Irmak filmleriyle ilgili yapamam.
hepsi ayrı bir keyif.
hepsi çok iyi bir gözlem.
kusursuz, bir film.
Filmdeki her şey çok tanıdık.
Küfürler bile.

ben geç kaldım
bu filmi seyretmek için,
bari siz geç kalmayın

Mutlaka seyredin