Kaybedenler Kulübü olur da, Kazananlar kulübü olmaz mı?
Biz Türkler çok güzel film başlıkları buluruz.
Olağan Şüpheliler film afişinden araklama bir afişle, piyasaya sürülen bu Win Win filminin en sade afişini seçtim.
Amerika'da bir avukatın bile evini geçindirmek için, ne hale geldiğini gösteren, yavaş mı yavaş, sıkıntılı mı sıkıntılı bir film.
Güreş sahneleriyle, 1980'lerin Amerikan kültüründe yer edinmiş spor zaferleriyle sosa bulanmış, bir 2011 yılı yapımı bu yapıtı beğenmedim.
Her filmde mesaj vermek zorunluluğu yoktur.
Rutin giden bir filmde gece yetişkin bir evin kadını, 16 yaşındaki bir çocuğa çıkıpta dövmelerini gösterdiğinde, seyirci ne oluyoruz der!
sıkıcı giden bir filmde seyirciyi uyandırma mesajıdır bu.
çirkin bir tezgahtır.
yakışmaz, izleyiciye saygısızlıktır.
Amerika'da izleyicilerin yaş sınırlaması serttir.
16 ibaresi koydun mu, ailesiyle bile o filmi izleyemezsin.
demek ki, artık satsında nasıl olursa satsın mantığına döndü iş.
filmde Rocky Balboa'nın kayınbiraderi Burt Young'da var. oldukça yaşlanmış.
ama bakışlarıyla hala ben varım diyor.
The Graudate filminde Dustin Hofmann, sevgilisinin annesiyle bir cinsellik yaşamış, baştan çıkartılması sahnesi çok iyi işlenmiş ve Sımon and Garfunkel'in unutulmaz şarkısı olan Mrs. Robinson şarkısıyla da sinema tarihinde yerini almıştı.
İzleyiciye gizli cinsel içerik mesajı vermemiştir.
Olay budur, gerçek budur, senin beyninin kıvrımlarını acaba olacak mı? diye yormamıştır.
eski filmleri seviyorum.
bana daha saf geliyor.