3 Aralık 2011 Cumartesi

the tree of life



2011 yılının en iyi filmini seyrettim. 
sinemadan anlayanların, filmin yarattığı etkiden kurtulması zor.
yeni yılın son aylarında, sinema artık terrence malick,
sayesinde bundan sonra başka bir boyutta olacak.
sinemadan anlamayanlar için
bu film sıkıcı gelebilir.
bilgisayarınızın masa üstünü süsleyecek 
çok güzel görüntüler
bu filmde mevcut olup
sıkılıp izlemeyenler,
bu temaları alıp uygulayabilirler...

6 yorum:

  1. bak ben bu yorumu da çok sevdim. filmi en iyi anlatan yorum;

    Bazı yönetmenler, sinemanın zaten ulaştığı noktada çağın koşullarını en iyi biçimde yerine getirerek dönemin ruhunu yakalayan harika filmler çekerek ‘iyi yönetmen' olurlar. Bazı yönetmenler ise sinemanın hali hazırda ulaştığı hedefin son nokta olmadığını düşünüp yeri gelince bu düşünceyi kanıtlayarak ‘unutulmaz yönetmen' olurlar. Terrence Malick, Kanlı Toprak (Badlands), Days of Heaven, İnce Kırmızı Hat (The Thin Red Line) ve Yeni Dünya: Amerika'nın Keşfi (The New World) gibi hepsi ayrı ayrı şaheser olarak addedilebilecek başyapıtlardan sonra, bu kez sinemanın çehresini değiştirme parolasıyla bir kez daha karşımıza geliyor. Hayat Ağacı (The Tree of Life), genel tavrıyla yılın belki de en sansasyonel filmi...

    Hayat Ağacı (The Tree of Life)'ndan anahtar kelimelerle bahsetmek gerekseydi, şühpesiz aklımıza gelen ilk sıfat "deneysel" olurdu. Malick'in altı saati aşkın çekimlerden yalnızca 140 dakikalık bir film çıkarmış olması aslında bu deneyselliği destekler nitelikte. Müthiş bir doğa gözlemi, benzersiz bir hayal gücüyle kotarılmış metaforik sahneler, büyük patlamanın sinemada çizilmiş en etkileyici tablosu, evrim denilen doğa kanununun canlılık üzerindeki egemen etkisi, bir çocuğun başka bir çocuğu kıskanmasının beyazperdedeki en gerçekçi ve çarpıcı yansıması, otoritenin ve sevginin aralarındaki çelişkiye rağmen birlikte yaşamayı öğrenmesi ve daha nicesi yalnızca tek bir filmin içerisinde. Malick'in yaşama bu kadar geniş bir pencereden yaklaşması, elbetteki film üzerine yazı yazmayı oldukça zor bir hale getiriyor.

    Filmin biçem olarak İnce Kırmızı Hat'tı andırdığı söylenebilir. Zira Malick'in, karakterlerin psikolojik dünyalarına yaklaşımı, tıpkı o filmdeki gibi derin. Bu da karşımıza son derece derinlikli ve "gerçek" karakterler çıkarıyor. Malick filmin ana iskeletini oluşturan karakterlerini bir güzel tanıttıktan sonra ani bir sapmayla sinema seyircisinin alışkanlıklarına meydan okuyor. Çizgisel bir yaklaşımdan tamamen uzakta seyreden yönetmen, hayat yolculuğuna çok geniş bir perspektiften yaklaşırken hem iddialı hem de tarafsız olmayı başarıyor. İnanç dünyasını işin içine katarak provokatif bir tavır takınacakmış gibi görünürken bir anda Tanrı kavramını sorgulamaya başlıyor örneğin. Filmin her anında bir ‘pro', bir de ‘contra' var. Anne ve babanın, çocukların kişilikleri üzerindeki tamamen zıt etkileri bile yönetmenin bu tartıştırıcı yaklaşımını doğrular nitelikte.
    Terrence Malick'in, Hayat Ağacı çok fazla tartışılacak ve iki saf oluşturacak olsa da şahsen ben filmi şimdiden Stanley Kubrick'in 2001: Uzay Macerası (2001 : A Space Odyssey) filminin yanına koydum. Zira tıpkı bilim gibi, sinema da deneyle ileri gidiyor ve esrarengiz yönetmen Malick kesinlikle sinemayı bir adım daha öteye götürme hevesinde.

    Hayat Ağacı, bugüne kadar izlediğiniz hiçbir filme benzemiyor. Terrence Malick derin bir felsefeyle ve üstün bir sinemayla hayat ağacına tırmanıyor ve biz sinemaseverlere bu hamleyi şaşkın bir biçimde seyretmek kalıyor. İleride 2000'ler denilince akla gelen ilk filmlerden biri olacağını düşündüğüm Hayat Ağacı (The Tree of Life), bambaşka bir sinema deneyimi ve dört başı mamur, eksiksiz bir başyapıt.

    KAAN KARSAN

    YanıtlaSil
  2. ben anlarım güzel filmlerden amaa...ben bu filmi bitiremedim yahu :p bitirmeye de niyetim yok gibi ama, acaba diyorum ki sonu falan çok mu güzel olur?

    YanıtlaSil
  3. defne;
    hiç mi zevk almadın?
    nereye kadar seyrettin?
    sonunu anlatmasam!
    seyret bir boş anında, kafan rahat olsun.

    YanıtlaSil
  4. Aslında sonunu anlatmakta hiçbir sakınca yok, ne sonu önemli, ne küçük kardeşin nerde olduğu ne de evlerinden taşındıktan sonra neler olduğu. İnsanlar ille başlangıç, gelişme ve son bekliyor her filmde, oysa bu bir ailenin hayatının büyük oğlanın anılarındaki bir kesiti sadece. Ve araya giren her bir görüntünün fazlasıyla anlamı var filmde, misal çoğuna saçma ve gereksiz gelen dinazorların bile! Oysa nereden gelip nereye gittiğimizi sorgulamak adına çok güzel özetlemiş yaşamı o görüntülerle. Of hypo, sabaha kadar yazabilirim film hakkında ama bu kadar yeter herhalde :)

    YanıtlaSil
  5. sevgili Esra, inan yazdığın post konusunda bu güzel bir film açıklaması olamazdı. spoiler de olsa, ben bayıldım.
    dinazorlar da bile bir anlam yüklü filmde. Ayağıyla başka bir dinazora basıp sonra ayrılması.
    esasında yeni nesil sinemasının en güzel örneği veya başlangıcı.
    kelimeler yetmiyor bu harika filme.
    yorumun ve postun çok iyiydi.
    teşekkür ederim.
    filmden anlayanla yazışmak çok güzel.

    YanıtlaSil