Film bu.
Ülkelerin birbirleriyle siyasi çekişmesine malzeme olmasına gönlüm hiç razı gelmiyor, gelemiyor.
Yakışmıyor, sinemayı bahane ederek bir ülkenin yaşam tarzını sorgulamaya.
2011 senesinin en iyi filmler arasına girmiş bu filmin bu anlamda gündemde olması mide bulandırıcı.
Berlin'de Altın Ayı kazanan ilk İran filmi.
Bu senenin Oscar'ların da en iyi yabancı film adayı.
Doğru bildiğini yaptığını sanarak, yalanlarla insanların boğulmasını anlatıyor.
Filmin içinde hissediyor insan kendini.
Doğal oyunculuk, seyredenin gözlerini kamaştırıyor.
Benzerlikler mevcut İran toplumu ile aramızda.
Baba, babam ve babacığım.
aynı sahiplenme kelimesi.
Örf, adet ve büyüklerine saygı.
Ot gibi olmuş bir babanın peşinden kendi ailesini parçalama inadı.
Film etkileyici.
Senaryo harika.
Bence bu filmi
Mutlaka seyredin


Katılıyorum fazlasıyla benzerlik olduğuna iki ülke arasında ve ben de belki bu sebeple ilgi duyuyorum İran filmlerine aslında.
YanıtlaSilPersepolis'i tavsiye edicem bu defa ve elbet bunu yazdım izlemek üzere bir kenara.
persepolis İran'ı anlatmakta ama İran sinemasına verilecek bir örnek değil ne yazık ki. Fransız sinemasının tipik bir animasyom filmi.
YanıtlaSilBu filmi izledikten sonra, senden yorum bekliyorum. tam senlik bir film.
kişilerin karekter analizlerini çok iyi gözlemliyorsun.
hangisi yalan söylemekte sence haklı?
Tamam öyleyse acele edeyim izlemekte, akşam çıkışta bakıcam, bulabilirsem hafta sonu izlerim.
Sil